Şemalar
1 Eylül 20265 dk

Dayanıksızlık: Altından Kalkamam!

Dayanıksızlık şeması, dünyayı olduğundan daha tehlikeli; kendimizi ise bu tehlikeler karşısında savunmasız ve çaresiz algılamamıza neden olabilir.

Yazan: ·Son güncelleme:

Korku temel duygularımızdan biridir ve diğer tüm duygular gibi hayatımızda çok önemli bir işlevi vardır; hayatta kalmamızı sağlamak! Korkularımız olmasa tehlikelere gözü kapalı atlar, başımızı sık sık derde sokarız. Korkularımız sayesinde sınırları bilip güvenli alanda kalabiliriz. Güvende olmak ise en temel ihtiyaçlarımızdandır. Bu bir gerçektir ama ya korkular hayatımızı yönetmeye başlarsa… İşte o zaman korkularımız ipleri eline alır; ne istediğimizi, ne yapacağımızı, nerede harekete geçip nerede duracağımızı belirler.

Bu kadar hayati bir duygu bizi güvende tutarken aynı anda bizi bir zihinsel hapishaneye nasıl atabilir? Amacı güvenlikken, korumakken nasıl olur da bizi esir eder? 

Korkunun ardından gelen dayanamam inancı sebebiyle! Korkunun peşi sıra çaresizlik usulca geldiği için. Başıma bir felaket gelir ve ben buna dayanamam, altından kalkamam düşüncesi baş ucumuzda durduğu için.

Çaresizlik yorucu, etkisiz bırakacak, eli ayağı titretecek oldukça zorlu bir duygudur. Aslında panzehiri baş edebilirim inancı olmasına rağmen, bu inanç yeterince gelişmediğinde, kontrol edebilirim inancıyla azaltılmaya çalışılır. Sonuçta çaresiz hissetmemek için her şeyi kontrol etmek akla yatkındır. Peki hayata yatkın mıdır? Hayat kontrolü her daim mümkün kılar mı?

Çoğunlukla hayır, mümkün kılmaz. İşte bu noktada işlevsiz baş etmelere girmek kaçınılmazdır; kontrol etmek için aşırı çaba gösterme, sürekli güvence arama, kontrol edemeyince kaçınıp hiç girişmeme ya da kaygı korku içinde çaresizlikle durma… 

Oysa ihtiyacımız olan en kıymetli şey; başa çıkabilirim inancıdır. 

Dayanıksızlık şeması; kişinin dünyayı olduğundan daha tehlikeli, kendisini ise bu tehlikeler karşısında dayanıksız, savunmasız, çaresiz olarak algılamasıdır. Her an kötü bir şeyin olacağını beklemek ve buna kendisinin baş edemeyeceğini hissetmektir. 

Kökeni çocuklukta oluşmaya başlar; küçücük bir çocukken kaygı dolu bakışlarla dünyaya bakan, tedirgin ebeveynlerle büyüyünce; o çocuk dünya belirsiz, güvensiz bir yer ve beni koruyacak kimsem yok der. Küçücük bir çocuk ve dayanağı yok! Ne kadar korkutucu… Ya da her hareketinde onu koruyan, uyaran, her daim arkasında olan ebeveynin varlığı, küçücük bir çocuğa dünya tehlikelerle dolu ve sen kendini koruyamazsın ben olmazsam mesajını verir. Zamanı geldikçe ebeveyni sahneyi çocuğa bırakmadıkça çocuk kendine güvenmek yerine ebeveynine güvenir. Ben baş edemeyeceğim için o var!

Bazen de hayat öyle kötü tesadüflerle çevrili olur ki henüz o güce erişmemişken tatsız sürprizleri ile bizi çaresiz kılar. Kazalar, kayıplar, ciddi hastalıklar, travmatik yaşantılar… Bütün bunlar olup biterken bize önce kendi kanatlarının altına alıp güvende hissettirecek, sonra da kendi kanatlarımız olduğunu hatırlatacak yetişkin(ler) yoksa hazırlıksız yakalandığımız bu fırtınalara dayanamamak, çaresiz kalmak kaçınılmaz olur. İşte böylece hayata artık dayanıksızlık şemasının gözlüğünün ardından bakıp öyle yaşamaya başlarız…

Şimdi bu gözlüğü tanıyıp, nedenini algılayıp bir kenara koyma zamanı. Öncelikle taşıma kapasitenizin farkına vararak yola çıkmak lazım. Zorlukları, zorlu durumları taşıyabilme kapasitesi… Bazen ilk etapta aklınıza gelmese de geçmişte aslında dayanamam dediğiniz nice olay ya da durumlara dayanmış, bir şekilde altından kalkmışsınızdır. Hadi bi düşünün? 

Kimse ne yazık ki size hayatta kötü şeyler olmayacağının garantisini veremez, siz de içinizdeki çocuk yanınıza “Her şey güzel gidecek.” diyemezsiniz maalesef. Ama içinizdeki kaygılı gözlerle size bakan çocuk yanınıza; “Her şeyi kontrol etmem, bilmem mümkün değil. Dünya sandığın kadar kötü ve güvensiz bir yer değil. Belirsizlikler de aslında felaket değil.! Başımıza gelen şeylere dayanma, kaldırma, taşıma gücüm var! Zamanla hafifleyeceğini bildiğim yükler bunlar…” diyebilirsiniz.  

Çünkü bazen ihtiyacımız olan hiçbir şeyin kötü gitmeyeceğini bilmek değil, kötü bir şey olduğunda da kendimizi yalnız bırakmayacağımızı bilmektir. Bazen de “Bu da geçer yahu!” diyebilmektir…

EA

Klinik Psikolog Eda Umutlu Aydın

Hacettepe Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans mezunuyum. 2018-2025 arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde uzman klinik psikolog olarak çalıştım. ISST sertifikalı şema terapistim; bu yazının yazarı ve editörüyüm.